UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
ÖZ Hanedan Pide ve Kebap Salonu
Reklam Reklam
Karlı soğuk bir İstanbul sabahında işine gitmek için arabasına doğru ilerliyordu Aslı.
Seyran Madanoğlu

Karlı soğuk bir İstanbul sabahında işine gitmek için arabasına doğru ilerliyordu Aslı.

Bu içerik 400 kez okundu.
Reklam

İnce narin vücudu hafiften titriyordu.
Arabasına bindi ellerini oğuşturup hohlayarak ısıtmaya çalıştı.Aklı bu günkü duruşmadaydı.Arabasını çalıştırdı,ısınmasını bekledi.Yeterince ısındığından emin olunca hareket etti.Göz ucuyla dosyalarına baktı.Hepsi tamamdı.
Mahkeme duvarları hep soğuk geliyordu ona ama emekli olana kadar sabredecekti.Trafiğe çıkınca hiç bir şey düşünmeden o soğuk binaya doğru ilerledi.Arabadan inip hızlı adımlarla binaya girdi.
Günleri hep böyle geçiyordu.
Aslı ince narin hoş bir kızdı fakat yaşı otuz olmuştu.Hayatta kimsesi yoktu.Konuştuğu görüştüğü kimse de yoktu.
Zamanı işle ev arasında geçiyordu.Merdivenleri çıkarken iyiki işim var diye düşündü.Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.Avukatlığı seviyordu.İnsanlara yardımcı olmak,uzun uzun araştırmalar yapmak hoşuna gidiyordu.Evde oturmak ona göre değildi.
Eve döndüğünde saat dokuz olmuştu.
Sabah erken saatlerde duruşması yoktu.Ufak tefek alış veriş yapacaktı bu gün.
AVM de biraz dolaşıp kıyafetler aldı kendine.Elinde kutularla hızlı hızlı yürüyen merdivene geldi.Tam çıkış kapısının önünde kendisine çok dikkatle bakan bir adam gördü.Biraz ürkmüştü ama belli etmedi.
Adamın önünden geçerken "Aslı"diye seslendi adam. 
"Aslı beni tanımadın mı?Ben Ozan,Ozan Yavaş."
Aslı hemen tanıdı arkadaşını.Ozan Yavaş dedi içinden.Gerçektende yavaş bir çocuktu.Yüzünden yine o hafif gülümseme geçmişti.Ozan'la ufak tefek şeyler konuşup duruşmaya yetişmesi gerektiğini söyleyip kartını verdi.Sonra Görüşürüz deyip uzaklaştı.
On gün Sonra bir telefon geldi Ozan dı arayan.Buluştular.Kısa ve gayet resmî bir yemek yediler.
Bir ay sonra Aslı'nın telefonu çaldı.Karşıdan gelen ses bu sefer içini titretti.Kalbi koşuyormuş gibi atıyordu.Zaten Ozan lisedeyken de yavaş ama çok tatlı bir çocuktu.Konuşmaları kısa sürmüştü.Buluşacaklardı.Daha doğrusu Ozan Aslı'ya gelecekti.Sade bir yemek yiyeceklerdi.İmam bayıldı sebzeli bulgur pilavı ve elde doğranmış salatalıklı cacık.Üstüne az unlu az tereyağlı Ve hafif şekerli irmik helvası yapacaktı.En iyi yaptığı yemeklerdendi.Ozan'da severdi herhalde.
Aslı şarkılar söyleyerek güle oynaya mutfağa geçti.Akşama doğru yemekler hazırdı.Masayı da özenle hazırladı.Şimdi sıra kendisine geldi.Çabucak bir duş alıp çingene pembesi elbisesini giydi.Onunla görüşeceği günler hiç makyaj yapmıyordu.Çünkü ona olduğu gibi naturel görünmek ve o haliyle sevilmek istiyordu.Kıvırcık röfleli (sarı) saçlarını kuruturken avuç içlerinde sıkarak şekil verdi.
Yemek Faslı bitince biraz müzik dinlediler,biraz işlerinden söz ettiler.
Ozan iç mimardı.Hem de işinde çok iyiydi.Bazen yurt dışına yenilikçi seminerlere katılmak için giderdi.Yeni bir seminer vardı Almanya da.Aslı'ya söyledi on beş günlüğüne Almanya'ya gideceğini.Aslı'nın içi burkuldu yine.Ama sesini çıkarmadı,boynunu büktü sadece.
Ozan gitti ve tam sekiz ay gelmedi.Bu sekiz ay süren zaman içinde sadece
üç kere netten yazdı hiç telefon etmedi.Bir defasında "Hep seni düşünüyorum,hiç aklımdan çıkmıyorsun "diye yazmıştı.Aslı mutluluktan çıldırmıştı.Havalarda uçuyordu.İşe gelip giderken sarhoş gibiydi.
Aslı hayatı boyunca kendine bir düzen kurmak için uğraşmıştı.Zaten hiç kimsesi yoktu.Bu yüzden Ozan'a dört elle sarılmıştı.
Onu çok seviyordu.Kendini çok şanslı hissediyordu.Ozan'dı o Ozan.
Günler günleri kovaladı.
Bir telefon geldi ondan.
"Yarın oradayım."
Ve geldi.Bir kaç gün konuşup anlaştılar.Bir ay Sonra evleneceklerdi.İlk olarak güzel bir ev tuttular.
Sonra içlerine sinen eşyalar seçtiler birlikte.
Evin düzenini iç mimar olarak Ozan yapacaktı.Aslı
her şey tamamlandıktan
sonra görecekti.
Düğünden iki gün önce hazırdı evleri.Aslı bu akşam 
görecekti.Heyecanla akşamın olmasını bekliyordu.Geleceklerini
düşünüp hayaller kuruyordu.Bir çocukları olsa Ne güzel olurdu.Hatta iki olsaydı bir kız bir oğlan.
Akşam olunca bürodan çıktı.Evin önünde buluşacaklardı.
Sokağa varınca caddenin karşısında Ozan'ın kendisini beklediğini gördü.Arabadan indi,kapıları kilitledi karşı tarafa hızlıca geçmek istedi.Sağdan gelen jipi hesap edemedi jipin sürücüsü de çok süratli geliyordu.Jip süratle gelip 
O incecik narin kıza öyle bir
vurdu ki kız metrelerce yukarı sıçramıştı.Sıçrarken
beyni bembeyaz etrafa dağılmıştı.Kocaman gözleri 
daha da büyüyerek Ozan'da kalmıştı.Sadece
"Seni seviyorum"diyebildi,
sessizce...
Ozan çaresizliğin en büyüğünü yaşıyordu şimdi.Aylarca ondan ayrı kalmanın acısını bütün hücrelerinde duyuyordu.
Birdenbire her şey Yok oldu ve Ozan kendini evde koltukta şöminenin karşısında otururken buldu.Sanki içinde büyük bir ateş yakılmıştı.Elindeki buzlu viski bile söndüremiyordu.O içtikçe misli büyüyordu ateş.
Koltukta robot gibi dururken "Aslı,Aslım"diyebildi.Gözlerinden oluk oluk yaşlar süzülürken...
SM
18.09.2018

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı