UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
Reklam ÖZ Hanedan Pide ve Kebap Salonu
Reklam Reklam Doğa İlaçlama
Vazgeç Gönül
Nurcan MİCAN

Vazgeç Gönül

Bu içerik 379 kez okundu.
Reklam

 Bazen en sevdiğinden, bazen en değerli eşyasından, bazen hüznünden, bazen de çaresizliğinden. Bazı zamanlarda da her seçimimiz bir vazgeçiştir.

    Bize öğretilen ise; "Asla vazgeçme. Çünkü kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin!" Ya da; "Asla ümidini kaybetme. Belki de elindeki son anahtar kilidi açacaktır." Kulağıma şu cümlelerde geliyor; "Vazgeçmen pes etmektir, vazgeçersen kaybedebilirsin, vazgeçersen kazanamazsın..." gibi. Evet bu söylenenlerin hepsi doğru. Fakat bunlar bazen doğru çıktı, bazen yanlış. Yanlış çıktığında mutlu olmadığımız ilişkiler yürüttük; yüreğimizi dağlayan bu ilişkilere "dur" diyemedik, sineye çektik, enerjimizi düşüren egosuyla tatmin olamaya çalışan insanlara yüz vererek, sırf insanlık olsun kırılmasınlar diye, onların egolarını tatmin ettik, sevmediğimiz işleri yaptık. Peki sonunda ne oldu? Ne yazık ki; inandığımız değerler ve yaptıklarımız birbirine karıştı. Sonuçta; ne vazgeçebildik, ne de kazanabildik. Belki de bazen vazgeçmemiz gerekiyordu. Bırakabilmek, dur diyebilmek, tamam diyebilmekti bizi mutlu edecek olan. Ama yapamadık; çoğu zaman korktuk, bu şeyi bırakırsam ya da ondan ayrılırsam ne yaparım? Dedik. Çünkü vazgeçmek, bırakabilmek bir tercih meselesiydi ve bu tercihin sonuçlarına katlanamayacağımızı düşündük.

     Kısacası, bu tercihi kabullenebilecek cesareti gösteremedik. Yatırımlarımızı nereye yapar, emeğimizi nereye harcarsak, oraya olan bağlılığımız artar. Oluşan bu bağlılık duygusu da vazgeçmeyi zorlaştırır. Ne var ki; insan bazı durum ve olaylardan ya da hayatımızdaki bazı ilişkilerden, ilerideki hedeflerimizi etkileyebilecek durumda olanlarından, vazgeçmeyi öğrenmelidir. Vazgeçmek genellikle olumsuz olarak algılansa da zarar veren veya hiçbir fayda sağlamayan bir şeyde sebat etmek, kişinin kendi kendini tüketmesine ve yıpratmasına yol açar. Neden vazgeçemediğimizi bilirsek, nasıl vazgeçebileceğimizi de öğrenmiş oluruz. Vazgeçerek, bazı şeyleri kabullenmiş oluruz. Kabullenmek, söylemesi çok kolay fakat yaşaması hiçte kolay olmayan. İnsan o zaman anlar kabullenmenin ne kadar zor olduğunu. Ateş böceği misali; yağmurun içinde yüreğimizin ateşini yakıp söndürmeye çalışmak gibi. Bu yangından bize kalan kül, ya da acı veren kayıplardan geriye kalan tecrübe ise; 'vazgeçmek' olur. Hiçbir şeyin boşa yaşanmadığını ve zamanı geldiğinde vazgeçmenin hayatımıza neler kazandırdığını gösterir. Çok sevdiğim bir söz var. “Karayı gözden kaybetmeyi göze alamayan, yeni yerler keşfedemez.” Tek alternatife takılmamak, yenisi için araştırmalar yapmak, sadece mevcuttan vazgeçmektir. Kaybetmek anlamına gelmez. Eğer kabullenmenin getireceklerine göğüs gerebilecek kadar güçlüysek vazgeçtiklerimizin karşısında da güçlü durabiliriz. Şöyle durun ve düşünün; “Eğer ben bu işte böyle bedeller ödememiş veya bu kadar emek harcamamış olsaydım; bana sıkıntı veren bu durumdan kurtulmak için gayret gösterir miydim?” Çoğumuzun bu soruya cevabı; “göstermezdim” olurdu herhalde.

     Bu durumdan kurtulabilmenin en iyi yolu, geçmişe odaklanmak yerine geleceğe odaklanmaktır, diye düşünüyorum. Önümüzde açılan kapılara değil de arkadaki kapanan kapıya bakıp kalırsak, açılan kapı arkasındaki güzellikleri göremeyiz. Zaten kapanmış kapı arkasında yaşamış olduğumuz durum için zaman, para ve emek harcanmış ve gitmiştir. Bu harcanan şeylerin gelecekteki sonuçları etkilemesine izin vermemeliyiz. Karar verirken geçmişin kapısını kapatıp bize zarar veren gelişmelerin, yüreğimizi en içten parçalayan insanların etkisinden çıkıp sadece ve sadece bizi yaratandan yardım bekleyerek geleceğe yönelik kararlar vermek daha sağlıklıdır.

    Hiçbir sorun, hiçbir kişi ondan vazgeçemeyecek kadar sizden daha değerli değildir. İşinize yaramayan şeylerden veya size rahatsızlık verip mutsuz eden kişilerden vazgeçmekten korkmayın. Bazen yeni fırsatların ortaya çıkması için en iyi çözüm zarar veren bu gibi durumlardan uzaklaşmaya çalışmak ve onların etkisinden kurtulup vazgeçmektir. Ve şunu sakın unutmayın; insan neye ya da kime çok değer verirse onunla imtihan olur. Yaratan der ki; hiç kimseye benden daha çok bağlanma ve hiç kimseden benim verebileceğimden çok isteme... Son olarak sözümüzü yine Mevlâna ile bitirelim; Allah der ki: "Kimi benden çok Seversen, onu senden alırım." ve ekler:

 "Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım."

 Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur,

Sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur...

 Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur,

Öyle garip bir dünya... Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur..

 Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya... Öldüm der durur, yine de yaşarsın...

 Vazgeçebildiğiniz hiçbir şeyden pişman olmamanız dileğiyle... Nurcan Mican

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı