Yeni Yıl Kutlamaları
UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
ÖZ Hanedan Pide ve Kebap Salonu ÖZ Hanedan Pide ve Kebap Salonu
UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
Miras
Nurcan MİCAN

Miras

Bu içerik 1567 kez okundu.
Reklam

“Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz.” Victor Hugo ‘

Günümüzde etrafımızdaki insanlarla olan dialoglarımızda yaşadığımız sorunlardan biri olan haset  ve gıpta üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum. Yazımın başlığını da buna binaen ‘Miras’ olarak belirledim. Diyebilirsiniz; başlık miras fakat konu haset ve gıbta! Arasında nasıl bir bağlantı var? Acizane, önce söylediklerimi kendi nefsime ders vermek amaçlı  söylerken okuyucularımın da ihtiyaca binaen alması gereken yerleri almalarını, hatam ve kusurum olursa da bana özelden yazmalarını istirham edeceğim.

“Haset, kıskançlık ve çekememezlik, başkasında olan sağlık, zenginlik ve güzelliklerden dolayı rahatsızlık duymak, o kişiden o nimetin gitmesini istemek. Bu dugygu kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ve ahlâkî olmayan özelliklerden birisidir. Bilgisizlik ve açgözlülüğün birleşmesinden meydana gelmiş ve insana Allah tarafından imtihan amaçlı verilen bir duygu. Peki! Haset ve gıpta aynı şeyler mi yoksa farklı şeyler mi? Arasındaki fark nedir derseniz? Bunun cevabını İmam Gazali’ den alalım;

‘İmam Gazalî'ye göre kıskançlık ancak bir nimete karşı olur. Allah bir kimseye bir nimet bağışladığı zaman diğer insanda ona karşı iki türlü hal belirir. Birincisi, o nimeti çok görerek onun elinden gitmesini ister; buna kıskançlık ya da haset denir. Hasedin ortaya çıkması da karşısındakinin elindeki nimeti çok görmek ve yok olması halinde sevinmektir. İkinci hal ise ne varlığına sevinmek, ne de yok olmasını istemektir. Buna karşılık o insanda bulunan nimetin kendisinde de bulunmasını istemektir. Buna da gıpta denilir. “Mü'min gıbta eder; münâfık ise haset eder” sözü bu iki durumun farkını ve bulunduğu insanın niteliğini ortaya koymaktadır.

Ve devam eder İmam Gazali, hasedi başlıca dört dereceye ayırarak;

  1. Haset ettiğin kimsenin elindeki nimetin yok olmasını istemektir. Hasedin en kötü olanı budur.
  2. Haset ettiği insanın elindeki nimetin, kendi eline geçmesini istemektir.
  3. Başka birisindeki nimetin aynısının veya benzerinin kendisinde de olmasını istemesidir. Eğer kendi eline geçmeyecekse, onun elinde de olmamasını arzu etmesidir.
  4. Başka birisinde bulunan nimetin benzerinin kendi elinde de olmasını istemesi, fakat hased ettiği kişideki nimetin yok olmamasını istemesidir. İşte hasedin bu son derecesi eğer sırf dünyalık nimetler için ise affedilmiştir. Eğer din hususunda ise tavsiye edilmiştir. Çünkü bu, hayırda yarışma buyruğunun kapsamına girmektedir.

Bütün bu özellikleriyle kalbin saflığını ve temizliğini gideren bir pislik olan haset hadiste de belirtildiği gibi; ateşin odunu yakıp yok etmesi gibi insanın iyi huy ve amellerini giderir, yok eder (Ebû Dâvud Edeb 44; İbn Mâce, Zühd 22).

Hasedin haram olmasının sebebi Allah'ın kullar arasında yaptığı taksim ve takdire razı olmamayı, teslimiyet göstermemeyi ifade etmesi ve Kur'ân-ı Kerîm'de ifade ettiği gibi kâfirlerin özelliklerinden birisi olarak sayılmasıdır: "Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır, size bir kötülük dokunsa, ondan ötürü sevinirler" (Âli İmran Suresi, 3/120).

Haset eden kimsenin içinde sürekli bir ateş yanar. Bu ateş onu yakar, yavaş yavaş eritir, ömrünün azalmasına sebep olur. Çünkü birisine haset edildikçe Allah onun nimetini artırır. Onun nimetinin artması da hasetçinin hasedini ve sıkıntısını çoğaltır. Bunun yanında haset edilen kimsenin durumunda bir bozulma, bir kötüleşme olmaz. O halde kişi aklın gereği olarak bu yararsız ruh hastalığından kurtulmayı istemelidir. Üstelik âhirette neden olacağı ceza da unutulmamalıdır.

Kişi içindeki haset duygusunun isteklerini yerine getirmeyerek, hatta aksini yaparak ona hükmedebilir. Sözgelimi; birisini kötülemek istediğinde, bunu şeytanın bir oyunu diyerek haset ettiğini övmelidir. Haset duygusu kibirli davranmasını istediğinde karşı koyarak tevazu göstermeli; vermemeyi fısıldadığında, vermelidir. Bu şekilde zamanla bu hastalık yok olur. Zorla yapılan bu davranışlar zamanla insanın kişiliğinin doğası haline gelir.

Burada hasetten dolayı çok acı çekmiş olan Hz. Yusuf’ u hatırlatmamak olmaz; Hz. Yakup’un büyük oğulları, küçük kardeşleri Hz. Yusuf' a hep beraber tuzak kurup onu kuyuya attılar. Gayeleri Hz.Yusuf 'u zelil etmekti. Allah(c.c.) ise Hz. Yusuf' u seçti. Onu kuyudan alıp Mısır’ a sultan yaptı ve peygamberlik vazifesi verdi. Kardeşlerini ona boyun eğdirdi, hükmü altına soktu. Hz. Yusuf ' a haset etmelerinden dolayı hileleri kendi başlarına geçti. Bu ise Allah Teâlânın hikmetinin ve kudretinin apaçık bir delilidir.

Haset etmek, Allah’ ın takdirini değiştirmez. Bu yüzden haset eden boşu boşuna üzülmüş ve yorulmuş olur. Kazandığı günahları da üzerine yüklenir. Halife Muaviye bir gün oğluna şöyle nasihat eder; ‘Haset etmekten çok sakın. Çünkü hasedin sana zararları, haset ettiğin kişininkinden daha önce ve daha çok olur.’

Gıptaya gelecek olursak; kişinin başkasında bulunan nimetin yok olmasını temenni etmeyerek aynı nimetin kendisinde de olmasını arzu etmesi. Gıpta, bir nevi imrenmek olup islâmî açıdan sakıncalı olmadığı gibi hasette değildir. Yani başkasında görülen nimetin yokluğunu temenni etmeksizin, sadece kendisinin de aynı nimete sahip olmasını arzu etmesi demektir.

Bilinçli müslüman, insanların hayırlılarına gıbta eder, ins ve cin şeytanlarından gelecek olan fısıltılara kulaklarını kapatır. Hadislerde anlatıldığına göre; ‘İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidirler... Tanışanlar dost olur, birbirlerine görmemezlikten gelenler anlaşmazlığa düşerler.’ Yalnız iki şeye gıbta edilir; Biri Allah'ın mal verip hak yolda harcamaya muvaffak kıldığı kişi; diğeri de Allah'ın kendisine ilim verip de onunla amel eden ve bunları başkalarına öğreten kimse. Konuyla alakalı bir ayette ise; “Allah’ ın size birbirinizden üstün kıldığı şeyleri iç çekerek arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah’ ın lütfundan isteyin; şüphesiz Allah herşeyi bilmektedir (Nisâ Suresi, 4/32).”

Son olarak belirtmek gerekirse, toplumumuzda bir deyim vardır; düşmez kalkmaz bir Allah’ tır. Hepimizin gideceği yer aynı ve o yere gidildiğinde boynuzlu koyun boynuzsuz koyundan hakkını alacağına ve bu gerçeklik yüz yirmi dört bin peygamber ve onlardan sonra bir o kadar daha gelen alimler tarafından tasdik edildiğine göre şu geçici dünya hayatında hayır kesemize ne doldurabilirsek o bizim kârımız olacaktır. Ayette de söylendiği gibi atom tanesi büyüklüğünde hayır da yapsak, atom tanesi büyüklüğünde kötülükte yapsak bunun karşılığını alacağız. (Zilzal Suresi) Hiç kimsenin hakkı kimsede kalmayacak. Bu hayatta herkes nasibini yaşayıp gidecek, nasibimizi artırma yolu da kimsenin hakkına göz dikmemek, kimsenin iyiliğini kıskanmamak olacaktır. Böyle olduğunda, yani elimizdekine şükürle, karşımızdakinin elindekine de onun olduğuna sevinip gıptayla baktığımızda nasibimiz çoğalacaktır.

Mü’minin başına gelen herşey de hayır vardır, hakikatiyle hayata baktığımızda; musibetlerin bir günahı silmesi ya da bir sevap kazandırması, uğrunda çekilen herbir zorluğu sevdiriyor. Çünkü nasip dediğimiz sonu görülmeyen bir yol. Ne kadar ilerlersek ilerleyelim o yolun sonu görülmez ve yolda karşımıza çıkacak olanda niyetimizden dökülenler olacaktır. Hem kendimize hem evlatlarımıza bırakacağımız en büyük miras da işte bu iyi niyet olacaktır. Lütfen yaşantılarımızla evlatlarımıza örnek olalım. Onların önlerindeki en büyük örnek biziz. İleride bizi taklit ederek hayata tutunacaklar. Onların nasıl bir hayata tutunup nasıl bir hesapla karşılaşacaklarını düşünüp, kimsenin gönlünü kırmamaya ve kimsenin de hakkına girmemeye dikkat edelim. Ne derler; bir gönlü kırdıysan kırılacağın günü bekle, bir hakka girdiysen hakkına girilecek günü bekle ve kork hatta titre…

Huzurla, mutlulukla, sağlıkla ve güzelliklerle karşılaşmanız dileğiyle… 

Nurcan Mican

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nurhan     2019-12-01 Yeni şeyler öğrendiğim yazıları bir başka severim yazını çok sevdim.Maşallah...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Banazda Kuzu Kokoreç Yalçın  Kokreçte Yenir
Banazda Kuzu Kokoreç Yalçın Kokreçte Yenir
Tarihi Eser Kaçakçıları'na Uşak Jandarmasından Operasyon
Tarihi Eser Kaçakçıları'na Uşak Jandarmasından Operasyon