UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
ÖZ Hanedan Pide ve Kebap Salonu
Reklam
UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
Bu Da Geçer Ya Hû
Nurcan MİCAN

Bu Da Geçer Ya Hû

Bu içerik 654 kez okundu.
Reklam

Hayatımızda her bir vaktin, her bir olayın ve karşımıza çıkan her bir kişinin ardında bize verilmek istenen bir mesaj bir sır saklı. İnsanın asıl vazifesi de yaşantısında karşısına çıkan durumların ardında ki bu gizemi tefekkür edip, onu yaratanın ondan beklediği davranışı yerine getirmesidir. Bunun için de akledip düşünmesi ve davranışlarını bu çerçevede düzenlemesi gerekmektedir. Çünkü hayat filmimizin senaristi biziz ve bu senaryodaki rolümüzü biz kurguluyoruz. Sonuçta ise karşımıza çıkacak olan, attığımız ok ya da ektiğimiz gül olarak bize geri dönmekte...

Enteresan günlerden geçiyoruz. Geçmişte dünya savaşlarında bile dünya bu kadar etkilenmemiş ve insanlığa bu kadar korku pompalanmamıştı. Böyle olağanüstü bir durumda insanlık kendi kendini yok etmeye başladı. Sürekli bir değişim hali, bugün yaşananlarla dün yaşananlar aynı değil. Bütün bu yaşananların tek müsebbibi ise ne yazık ki insan. Gelişen teknoloji ile hayal bile edemediklerimizi yaşarken bütün ahlaki ilkeler yerle bir oldu, insan onuru yok edildi. Yirmi birinci yüzyılda en ilkel çağlarda bile yapılmayan fenalıklarla karşı karşıya gelindi ve her tarafa karanlıklar hâkim oldu. Sonuçta mikroskopla görülebilecek bir virüs dünyayı alt üst etti. Bu defa ki imtihan belli bir kesimi belli bir coğrafyayı değil bütün dünyayı etkiledi, etkiliyor.

İnsan olarak kaygı bozuklukları yaşadığımız dönemlerde endişe ve bu korkuyu oluşturan şeyleri şeçici olarak daha fazla farketmeye başlıyoruz. Sağlık ve diğer devlet yetkililerinin uyarıları da bu korkularımızı fazlasıyla besliyor acizliğimiz daha da kuvvetleniyor. Bu virüs pekçok korkuyu da beraberinde getirdi; hasta olacak mıyım, çalışabilecek miyim, marketlerde ihtiyaçlarımı bulabilecek miyim, sokağa çıkabilecek miyim, bu süreç ne kadar devam edecek? Son haftalarda hepimiz kendimize bu soruları sorar hale geldik. Bu soruların cevabını vermek oldukça zor ve bu zorluğun sebebi ise bilinmezi ortadan kaldıramamız. Dünyaya hükmeden insan bir anda o kadar aciz ve fakir bir duruma düştü ki burada ki acizlik ne para, ne mal, ne mülk, ne makam, ne de mansıpla çözümlenemiyor.

Olup bitenleri tefekkür etme ve yine de tedbiri elden bırakmama durumundayız. Bu salgın insanın acizlik ve fakirlik beyanı. İnsanlar o kadar kırılgan ve yaralanabilir bir hale geldi ki aynen bir mağdur gibi, hiçbir yerde güvende değil aynen bir mülteci gibi, sürekli bir güvensizlik halinde karantina altında bulunanlar gibi. Evlerimizden çıkamamak dört duvar ardında kalanların ruh haletini nasıl da yaşatıyor bize? Yaşanılanların hepsi; bir anda işini-eşini-evladını kaybedenlerin, açlıktan ölenlerin, haksızlığa ve zulme uğrayanların, dört duvar arasında kalmak zorunda olanların yaşadığı güvensizliği, korkuyu iliklerimize kadar hissettirdi.

Evet her şeye rağmen ümitvar olmak durumundayız ve bunun için gayret sarfetmeliyiz… İnsan korktukça esir, umut ettikçe özgür olur. Her olay her insan ve başımıza gelen her imtihan birer gölge gibi, hiçbiri de kalıcı değil. Kul Rabb' ine sığınmalı ve yalnız O' nun sonsuz rahmetinden istemeli. Umutla şunu demeli; ‘Derdi veren Allah (c.c.) dermanını da yaratmıştır.’ Dertler lambada titreyen mum ışığının alevleri gibidir. Unutma ki; ‘Ey insan! Sana iyilikten ve güzellikten yana her ne gelip isabet ederse o Allah'tandır; kötülükten, bela ve musibetten de sana her ne gelip dokunur ise, o da nefsinin hatasıdır. Ey Resulüm! Biz Seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahit olarak Allah yeterlidir. (Nisa Suresi 79. Ayet)’

Tevekkülün en önemli ifadelerinden biri olan ve yazımın başlığını oluşturan ‘Bu da geçer yâ hû’ sözü bu topraklarda asırlardan bu yana kullanılan bir deyim bir duadır. İyilik de, kötülük de zamanla geçip gider ama o iş ve işi yapan kişi veya kişiler yaptıklarının niteliğine göre hoş yahut fena şekilde hatırlanırlar. Cümlenin sonundaki ‘yâ hû’ sözü ‘Yâ Allah’ demektir ve dolayısıyla ‘Bu da geçer’ ifadesi ile Allah’a hitap edilmekte, herşeyin ondan geldiği ne zaman bir sıkıntı ile karşılaşılsa, yardımın Allah’tan geleceğini ve sıkıntıların bir gün nihayete ereceğini hatırlatmak bâbında tekrar edilegelmiştir...

Biz de yaşamış olduğumuz şu zor günlerde “Bu da geçer ya hû” diyerek dua edelim. Yaşanan olaylardan kendimize bir hisse çıkararak bu zor günlerde O’ na dayanıp O’ ndan yardım dilenelim. Allah kuluna der ki; etrafını dertler sarsa da, bu dertler yüreğinde tamir edilemez yaralar açsa da, gözyaşların sel olup aksa da, çıkmaz sokaklara dalıp yolunu bulamasan da, bir virüs seni ve bütün dünyayı onulmaz yaralarla dağıtsa da unutma ki bunların hepsi benim iradem dahilinde ve bütün bunları seni imtihan etmek için başına getiriyorum. ‘Andolsun, Biz sizi; biraz korkuyla, doğal ve sosyal afetler ve düşman saldırılarıyla, açlık ve kıtlıkla, bir parça da mallardan, canlardan ve semerat (ürün ve evlatlar) dan noksanlaştırmakla, hastalık ve sakatlıkla imtihan edeceğiz. Sabır, sükûnet ve teslimiyet gösterenleri müjdele ki, sadece onlar sevaba ve başarıya erişeceklerdir. (Bakara Suresi 155. Ayet).’

Ve ilahi buyruk bizi uyarıyor: “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmiş iseniz en üstün olan sizsiniz.” (Al-i İmran 139)

Sağlıcakla kalın...

Nurcan Mican

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı