UŞAK SERAMİK SAN. A.Ş.
Reklam ÖZ Hanedan Pide ve Kebap Salonu
Reklam Reklam Doğa İlaçlama
Söz Ola Kese Savaşı, Söz Ola Bitire Başı
Nurcan MİCAN

Söz Ola Kese Savaşı, Söz Ola Bitire Başı

Bu içerik 332 kez okundu.
Reklam

     Hepimizin günlük hayatta yaşamış olduğu bazı ilişkiler ya da karşılaştığı bazı durumlar vardır. Bunlardan birisi de zannedersem en önemlisi, karşımızdaki kişinin olgunluk seviyesini gösteren konuşma dili ve üslûbu.  

     Kendine has anlatım şekline 'üslûp' denir. Bir başka deyişle üslûp; tarz, biçim, anlatım yolu demektir. Üslûp kişiye hastır. Üslûbun uygun ve etkili olması isteniyorsa; duygu ve düşüncelerin üstünlüğüne, ifadenin anlamının doğru olmasına, ifadedeki kelimelerin seçilmiş olmasına, karşı tarafı kırıcı kelimeler olmamasına dikkat edilmelidir.

      Üslûp, konuşmada dikkat edilmesi gereken bir durumdur. 'İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, konuşmalarıyla ağırlanır, ahlaklarıyla uğurlanırlar.' Mevlâna' ya ait bu sözle ifade edilen; İnsanlarla iletişim kurarken pek çok şey dikkatimizi çeker. Bu sırada karşımızdaki insan hakkında kafamızda pek çok fikir belirir. Bu fikirler çerçevesinde o insan hakkında değerlendirmeler yaparız. Bir insanla karşılaştığımızda önce o insanın giyimine ve dış görünüşüne bakarız. Sonra o insanla iletişime geçtikçe zihnimizde beliren fikirler artar. O insanın konuşması, üslûbu ve davranışları ise onunla ilgili bir yargıya ulaştırır.

     Kişi muhatabının durumuna göre üslûp seçmelidir. Akla dayalı konuşurken kalbe de hitap edebilmelidir. Ancak, samimi bir üslûp vicdana ve kalbe hitap edebilir. Çünkü insan samimiyetten etkilenecek şekilde yaratılmıştır. Kişinin, inandığını ve yaşadıklarını samimiyetle sunması, karşı tarafın size inanmasını ve güvenmesini sağlayacaktır. Şu sözle ifade edildiği gibi; 'İnsanlar sözlerinden, hayvanlar ise yularlarından tutulur.' Neyi, ne zaman, nerede, nasıl söyleyeceğini bilmeyen bir kişinin güzel konuşması zordur. Herhangi bir isteğin ifadesinde, seçilen kelimeler ve söyleniş tarzı, kişiler üzerinde farklı etkiler uyandıracaktır. Bu konuda son yaşadığım olaylardan birini anlatmak istiyorum; "Geçen ay bir programa davet edildim. Fakat bu program benim mutat olarak yapmış olduğum ve erteleyemeyeceğim işlerimin olduğu bir güne konulmuş. Muhatabıma bunu ifade ettim. Peki aldığım cevap neydi sizce; 'Tabiî... Siz yazarsınız... Çok fazla işleriniz vardır...' Sizin de şu an benimle birlikte aynı duyguları yaşadığınızı düşünüyorum. Ben 'Estağfurullah... O şekilde bir şey söylemedim... ' deyip konuyu kapatsam da bu üslûpsuzluk birkaç gün, birkaç kez iğneli bir dille vurgulanmaya devam etti.

       “İstediğini söyleyen, istemediğini işitir.” Bu ifadeyi kendi üslûbuma göre tekrar yazacak olursam; "İstediğini söyleyen, haketmediği samimiyeti kaybeder." Onun seviyesine inip şahsıyla alakalı konuşmaya başlasaydım, karşımdakinin seviyesine düşmüş olurdum. Halbuki; 'Eşyayı dahi incitme!' diyen bir medeniyetin mensuplarıyız. Su içtikleri bardağı öpen mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran ormancıları. Eşyadan da öte bedenimize olan saygımızdan dolayı, 'unuttum...' demez, '...kuvve-i hafızam tatil-i eşgal etti...' derdik. Bu küçük örnek, bedenimize olan saygımızı gösterirken, üslûp güzelliği karşımızdaki kişilerle konuşurken daha üst seviyeye çıkardı.

       Üslûp, mimarimize bile yansımıştı. Evlerin giriş kapılarının üzerinde iki tokmak bulunurdu. İlk tokmağa vurulduğunda, ince ses çıkaran, evdekilere gelen misafirin bayan olduğunu bildirir. Diğeri, daha kalın ses çıkartan, vurulduğunda ise gelen misafirin erkek olduğunu bildirirdi. Şimdi ise birbirlerinin küçük bir hatasını bekleyen, birbiri hakkında suizân eden ne çok insan var. Dolayısıyla bu ne kadar acı...

      Toplumda sevilmek ve sayılmak, kendini dinletmek, aranan bir kişi olmak, konuşma kurallarını iyi bilmek ve bu kuralları başarılı bir şekilde uygulamakla mümkündür. Başkalarını hafife alarak konuşmak, karşısındakine ya da muhatabına kötü sıfatlar kullanmak, onu güç duruma düşürecek konuşmada bulunmak alaylı konuşmaktır. Ve bu durum bizim seviyemizi belirler. Konuşmada hoşgörülü olmayan, kendi düşüncelerini zorla kabul ettirmeye çalışan, kesin konuşan kişiler yanlış bir üslup üzerindedir. Tehdit eder gibi sert konuşmalar kabul görmeyen konuşmalardır. Yanlış düşünceler kaba, sert bir üslûpla kabul ettirilemez, konuşmacıyı haklı çıkartamaz. Etkili ve güzel konuşmada konunun kapsamının yanında ifade ediş tarzı da önemlidir. İfadelerde seçilen kelimelerin ve söyleme tarzının dinleyenler üzerinde farklı etkiler uyandıracağı unutulmamalıdır. Muhatabımızı, dünyanın en önemli kişisiymiş gibi dinlemek ve uygun cevabı vermek, insana verdiğimiz değeri gösterir.

      Son olarak Yunus Emre'nin konuyla alakalı bir şiirini, hem orjinal diliyle hem de günümüz Türkçesiyle paylaşmak istiyorum. Üslûplu insanlarla karşılaşasınız Efendim... ... SÖZ OLA KESE SAVAŞI Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz, Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz Kelecilerin pişirgil yaramazını şeşirgil Sözün us ile düşürgil dimegil çağ ede bir söz.

        Gel ahî ey şehriyâri sözümüzü dinle bâri Hezâr gevher ü dinârı kara taprağ ede bir söz Kişi bile söz demini demeye sözün kemini Bu cihân cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz Yürü yürü yolun ile gâfil olma bilin ile Key sakın ki dilin ile cânına dağ ede bir söz Yûnus imdi söz yatından söyle sözü gayetinden Key sakın o şeh katından seni ırağ ede bir söz -YUNUS EMRE-

          ... (Günümüz Türkçesi) SÖZ OLA KESE SAVAŞI Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak eder bir söz, Sözü pişirip diyenin, işini sağ eder bir söz. Söz olur keser savaşı, söz olur bitirir başı, Söz olur zehirli aşı bal ile yağ eder bir söz. Sözlerini iyi pişir, yaramaz sözü değiştir, Aklın ile dile düşür, söyleme anlamsız bir söz. Gel ey kardeş dostun yari, sözümüzü dinle bari, Bin elması, bin dinarı, kara toprak eder bir söz. Kişi bilsin söz demini, demesin sözün kemini, Bu cihan cehennemini sekiz cennet eder bir söz. Doğru yürü yolun ile, gafil olma bilgin ile, Çok sakın ki dilin ile, seni de yaralar bir söz. Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden. Çok sakın, o Hak katından, seni uzak eder bir söz. -YUNUS EMRE-

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Bayramlar berekettir, umuttur, özlemdir.
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı
Uşak’tan Üç Mülki Amirin Tayini Çıktı